Türkçe Forum - Girburaya.net

Geri git   Türkçe Forum - Girburaya.net > Yaşam ve İnsan > Aşk Doktorunuz
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Bütün Forumları Okunmuş Kabul Et

Aşk Doktorunuz Aşk Doktorunuz, Derdinizmi Var? Yoksa Bir Ayrılıkmı Yaşadınız? İçinizdeki Sorunlar Nedir? Bunları Hep Beraber Çözmeye Ne Dersiniz?

Etiketler:

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Alt 20.12.07, 18:56   #1 (permalink)
Cansu
 
Mesajlar: n/a
Exclamation Kiskançlık

   

buyumesine izin verirseniz sonu olmayan 2 duygudan biri... digeri icin (bkz: vicdan azabi) midede baslar, gogus kafesinden yukari dogru tirmanir, sah damarinizda zonklayip gozlerinizde bakis olur...

(bkz: kiskanclik duygusunu yenme yollari)

kıskanç olarak, dört kez acı çekerim: kıskanç olduğum için, kıskançlığımdan dolayı kendimi suçladığım için, kıskançlığımın ötekini incitmesinden korktuğum için, bir bayağılığın beni tutsak etmesine boyun eğdiğim için: dışarıda bırakıldığım, saldırgan olduğum, deli olduğum ve sıradan olduğum için acı çekerim.barthes

askin baharati degildir, sevginin gostergesi hic degildir, baskasina ait olani istemektir kiskanclik. insan irkinin henuz sevgi ve sahip olma duygularini birbirinden tamamen ayirabilecek yetenege sahip olmadigi dusunuldugunde, kiskanclik, normalligin bir belirtisi sayilabilir. acikli telkin seanslari sonrasinda bu duygunun ustunu ortmeyi basaran bunyeler mevcut, o ayri.

haklı bi duygu.

aşkin tuzu biberi.

(bkz: kadinlarin birbirini cekememesi)

gıptaya yakın, ona uzak düşen bir ruh hali.(bkz: ortaya bir karışık)

teomanın kapağında teo man yazan son albümünden bir şarkı ismi.

çoğu erkeğin*sevgilisinin bi tarafını kaldırtmamak icin icine attıgı sakladıgı * his.*

"benden başkasıyla üreyemessin kardeşim" demek

teomanin besinci albümündeki en soft parçalardan biri, sözler her zamanki gibi çok basarili, yer yer daha fazla duyulmakta olan gitar soundu da teoman'in bu albümü neden new york'ta yabanci müzisyenlerle kaydettiginin açik bir göstergesi.bir gün daha bitti önümdegünler gelir geçer ve antibiyotiklerkimim ben? bugün ne günlerden?40 derece yüksek ates ve kiskançlikbu zayiflik animda, bir askin komasindakiskançlik aktiginda durmaksizin damarlarimdasen ilacimsin, susuz yuttugumbir türlü gitmeyen ne yapsam da bogazimdangünlerdir hastayim ve bu beni delirtiyorsürekli uykuyla uyaniklik arasindagidip gelip, gidip gelip, gidip gelip40 derece yüksek ates ve kiskançlikkiskançlik bu zayiflik animda, bir askin komasindave aktiginda damarlarimda kiskançlik.

sait faik'in son derece basit, sade ve pastoral bir kısa öyküsü. "onyedi yaşında bir erkek çocuk, onyedi yaşında bir kız çocuğunun elini tutarsa, otuzbeş yaşındaki erkek, onyedi yaşındaki kızın kocası da olsa şaşmamalıdır."

yedi olumcul gunahtan biri sanilarak "haset" ile karistirilir bu. *

kiskanclik kendini fazlaca onemseyen insanlara mahsus bir hastaliktir. iste ben de herkes gibiyim diyebilenlerin bu illetten kurtulmus olduklarini iddia ederim.

varligi da yoklugu da rahatsiz eden sey. (bkz: with or without you)

kiskanclik mideye zarar beyne zarar kalbe zarar bi duygudur insanin dogasinda vardir. yoksa cikartilir varsa acitir ulser yaratir.

kiskanilmayan insanin sevilmedigini dusunmesine sebep olabilecek kadar etkili davranis.

... (bkz: askin izinde bir kopek)

aşiri kiskanclik kendine guvenmeme durumunun dişa vurumudur

sevenin degil, korkanin işidir.

bazen içinizde varlığını bile hissettirmeden yuva kurup uzun yıllar sürdürdüğü kış uykusundan sonra, çatal dilini çıkartıp zehirini akıtan bir yılandır.

insana, kontrolsuzce, aklin, mantigin alamayacagi hareketler yaptiran, gozunu donduren duygu...

sevgilinin cep telefonundaki mesajlar arasında iş arkadaşı tarafından yazılan "bana abla ya da hanım diye hitap etme artık, kompleksim şey oluyo" yazısını okuyunca harekete geçmesine engel olunamayan duygu.

yetersiz kişi yakıtı.

"kıskançlık, normalliğin bir belirtisi" dese de freud, bunun normallik sınırlarını kim belirler?

nakarati cikarirsak "radiohead turkiye subesi" zihniyetinin urunu gibi duran guzel sarki.

teoman in albümünü dinlediğimde beni ilk yakalayan şarkı oldu bu. hayalperest tadında...

her hususta oldugu gibi bu hususta da en dogru, en güzel tesbiti mustafa topaloglu yapmistir; kendisine "kariniz sizi kiskansa, sizden süphelense ne yaparsiniz?" sorusuna biraz düsünerekten "ben de ondan süphelenirim" cevabini vermis, yarattigi kahkaha tufaninin arkasindan bu cevabin arkasindaki anlamlari saatlerce düsündürtmeyi becermistir.

sevgilinin yeni girdiği işteki patronunun kızının "bana hanım veya abla diye hitap etme" sms'sini okuduktan sonra krizine girilen hissiyat biçimi. insanın midesine kramplar sokan iğrenç bir duygu şeklidir. güvensizlik olarak nitelendirilmesi yanlıştır, cunku güven olsa da huyda kıskançlık mevcutsa engellenemez.

kıskançlık sadece farkındalıkla aşılabilecek tutkunluk patlamasıdır.

insanoğlunun en büyük zaaflarından biridiğerleri için(bkz: nefret)(bkz: öfke)(bkz: ikiyüzlülük)

sulfurik asit 'in gogus kemiginin altindan tum vucuda yayilmasi hali, aci cektirme konusunda neredeyse rakipsiz duygu..

alain robbe grillet'un ara'dan çıkmış yeni roman'ı

özgüven eksikliği, eziklik vs gibi alışılagelmiş tespitlerden farklı olarak, kıskançlığın milyonlarca yıldır atalarımızdan bize aktarılan bir kontrol stratejisi olduğu tartışılıyor...yani ilişkiler için bakarsak, kadın ve erkek arasındaki bağın ve genetik malzmenin olması gerektiği gibi yayılmasını garantiye alma stratejisi...erkeğin bakıp büyüteceği çocuğun başkasının kanından olmaması ve neslinin devamını garantiye alma isteği..

insanı yiyip bitiren, beynini bulandırıp akılcı düşünebilmesini engelleyen, bütün değer yargılarını alt üst eden, aniden nedensiz abuk subuk kırıcı davranışlarda bulunmasına sebep olabilen, ardından mide bulandıran, baş döndüren, ağlatan, önüne asla geçilemeyecek, sadece dışavurumu zorla engellenebilecek (ve engellenmesi gereken) bir duygu*.

yüzünüz gülerken içinizin kan ağlamasına sebep olan şey

sevilmenin hakkını istemektir. sevilenin onurudur. kendi hususiyetini göstermesi kendi muhtariyetine talip olmasıdır. sevilen olmanın hakkının ancak verilmesidir. mesnevinin ilk öykülerinden biri: halayığına aşık olup, onun sevdiği adamı öldürten bir hükümdarı anlatır. hikaye özdür. basittir. -bazı anlatılmaya değmediği düşünelebilinecek kadar-. ama kıskançlık hükmedenin en güzel lütfudur işte. oğlanın ölüm hükmünü vermek kralın sevdiğine ve kendi aslına olan vefasıdır. kendi gerçekliğinin doğal sonucudur. kıskançlık hakkı verilmeyen her sevgiye karşı duruştur. her zaman gazaplı olması gerekmez. kıskançlık gazabına uğranan üçüncü bir sevilenin insan olması dahi gerekmez. zaten öyle bir üçüncü özneye, hatta nesneye dahi muhtaç değildir kıskançlığın mutlak özü. zira asıl, bir insan özelliği dahi olması gerekmez kıskançlığın çünkü kıskançlığın mutlak özü bazen en erkek ruhu bile yoracak kadar kıskançtır. kıskançlık kulda kendi muhtariyetine bile kıskançlıkla sahip çıkar. bundandır fazla tutunamayabilir kavurduğu ruhta. kıskançlığın en büyük düşmanı aczin kıskançlığıdır. acz, erkin hatta haberdarlığın yetişmediği yörelerin merakı, iyiden iyiye körükler kıskançlığı ki bu tam da kul kıskançlığını kavurucu kılan etkendir. kul aciz olmakla kıskançlığı hem körükler hem de kıskançlığın mutlaki tabiyatıyla çelişkiye düşer. bundan sonra ne kendine ne de kıskançlığına vefasının hakkını veremeyeceği bir darboğaza girmiştir. kıskançlık içten yanmaya başlamıştır. bir ateşi hayranlıkla izlemektir şimdi kontrolden çıkma arzusuyla dövüşerek ateşin! madem ki çilelidir, madem ki çelişkili ve öyleyse trajiktir,kıskançlık asildir!

zor. ne kadar ilginç ki, yaratılmış bazı varlıklara bolca serpiştirilmiş, diğerleri es geçilmiş. neye göre? bu paradoksal-geridönüşümlü-verimsiz-opak duygunun en pis tarafı kendine zarar vermesi. içinizden volkan misali dışarı çıkma girişimlerindeki kıskançlık lavları patlama noktasını bulduğunda bedeninizi olduğu kadar ruhunuzu da yakıyor. kompleks, paylaşamama, bencillik, güvensizlik gibi berbat nedenler belki; kaldı ki bu çoğu zaman sevgiliye hissedilen epidemik hastalıktan öte, herhangi bi kişi ya da olay için hissedilebilir; bir o kadar da doğal-normal-gerekli bişey işte.

wishful thinking filminde, adam sevgilisinin kendini aldattığı yolunda o kadar çok paranoya yapıyor ki, yine bir gece kıskançlık krizinin yol açtığı tartışma sonucu, evi terkeden kadının tesadüfen biriyle tanışarak kendisini aldatmasına uzanan olaylar zincirini başlatıyor. trajikomik değil mi... tıpkı ortada şeytan yokken şeytan çıkartma ayini yapmanın, şeytanı davet etmeye sebep olabilmesi gibi kıskançlık da kıskanılacak durumları yoktan var edebiliyor.hem ayrıca bir şey (maraz, araz) siz engelliyorsunuz diye olmuyorsa, yani fırsat bulunca olacaksa, olsun zaten, olmalı.

kıskançlık sevginin göstergesidir...(bkz: zugurt tesellisi)

kıskançlıkla ilgili bi yerde psikologların bunun doğuştan olmadığını dışlanmışlık duygusuyla beraber oluştuğunu söylediklerini okudum, dorusu bana mantıklı geldi.

tamamen sosyal icerikli sacma bir olusum. hayatımizi mahveden kurgular butunu.

psikolojik bi bozukluk.kanimca ozguven eksikligi duyan eksik insanlarin gosterdigi davranişlar.

kadınlar ve erkeklerin birbirlerini kıskanmaları arasında da çok ciddi farklar olduğunu belirtmek isterim. iki şeyini kıskanabilirsiniz bir ikili ilişkide partnerinizin: sizin dışınızda bir başkasıyla cinsel ilişki kurmasını ve/veya bir başkasına duygusal olarak bağlanmasını, aşık olmasını vs. siz de gözlemlemişsinizdir bunu belki, araştırmalar da öyle diyor: kadınlar için erkeğin başkasına aşık olması başkasıyla seks yapmasından çok daha üzücü. erkekler için ise kadının başkasıyla seks yapması çok daha acı verici, elem verici. bunu şu şekilde ölçüyorlar mesela: bir psiko-fizyolojik laboratuara sokuyorlar denekleri ve onlara a) partnerinizin bir başkasına aşık olduğunu düşünün, b) partnerinizin bir başkasıyla seks yaptığını düşünün, bu hayali kafanızda çok iyi canlandırın, diyorlar. sonra da ne kadar kaş çattıkları, ne kadar terledikleri, nabızları ölçülüyor bir şekilde. dediğim gibi, erkekler duygusal sadakatsizliğe nerdeyse hiç fizyolojik tepki vermezken fiziksel sadakatsizlikten gayet rahatsız oluyorlar, kadınların tepkisi de tam tersi. "partneriniz sizi hem duygusal, hem de fiziksel olarak aldatıyor, sizce hangi yönü daha kötü?" diye sorulduğunda da aynı minvalde sonuçlar alınıyor hep. çok net bir bulgu sizin anlayacağınız, bunu bilelim, ona göre davranalım.

birtakım araştırmalar yapılıyor bilimsel alanda. ancak bu çalışmaların nerde hangi kültürde nasıl olduğunu bilmiyoruz. örneğin iran'da bu araştırma yapılsa kadınlar hiçbir tepki vermez herhalde diye düşünebilir insan. bu bir önyargıdır mesela. çünkü nihai olarak gelip çatılacak yer neresidir? duygusal anlamda o kadın gerçekten de kıskanmıyor mudur acaba sorusuna getirir insanı. ve nihayatinde kadın için sözkonusu olan kıskanma güdüsü erkek için de geçerli olur. yalnız erkekler için de aynı şekilde bakılırsa içinde yaşadığı kültüre bakmak gerek. iran'daki bir erkek bu konuda çok ciddi bir öfke sergileyebileceği gibi batılı okyanus aşırı ülkelerdeki bir erkek bu konuda daha ılımlı bir tavır sergileyebilir. netekim ; duygular sözkonusu olduğunda bütün genellemeler yanlıştır. kıskançlık bir duygudur. kıskançlık konusundaki bütün genellemeler yanlıştır.

bir arkadaşımın bir zamanlar boyun bölgesini göstererek ''işte buradan soğuk birşeylerin kayıp gittiğini hissetmen'' şekilnde tanımladığı,başlarda saçma gelse de yaşadıkça o soğukluğu zaman zaman iliklerime kadar duyumsadığım,hastalıklı,saklaması en zor olan duygu.güzel olan şu ki,artık hissetmiyorum uzun zamandır-ya da içim buz kesti artık.ağlasan ağlayamazsın,karşındakine sinirlensen sinirlenemezsin,tam bir içinde patlama duygusu adeta,çünkü bilirsin ki zaten ne yapsan da değiştiremeyeceğin şeyleri kıskanıyorsundur-ya da sen sahip olamayacağın için.

bazı insanlar için (şiddetli bile olsa) bir duygu, bazı insanlar için bir yaşam tarzı

kadın-erkek ilişkilerindeki kıskançlık, insanın, kendisine ve/veya sevgilisine olan güveniyle ters orantılı olan zihinsel sendromdur. evet, güven ne kadar çoksa, kıskançlık da o kadar az olacaktır. "sevgilimi; ruhsal, cinsel ve zihinsel olarak tatmin edebiliyor muyum?", "empati yapmayı becerip ilişkiye ve sevgilime gereği gibi saygı gösterebiliyor muyum?" sorularına sağlam bir vurguyla "evet" diyemeyen, diyemediği için de sevgilisini kaybetme kaygısı yaşayan birçok türk erkeği/kadını için kıskançlık söz konusu olmaktadır. aynı yaklaşımla, sevgilisine yeteri kadar güven duyamayan, dolayısıyla da "beni aldatıyor mu?", "bir erkek/kadın aklını kolayca çelebilir mi?" gibi sorulara takılıp kalan bünyelerde de güvensizlikten kaynaklanan korku ve bu korkudan kaynaklanan kıskançlık mevcuttur. ilişkiye 'sevgililik' adını koyduktan sonraki ilk zamanlarda (her ne kadar göreceli olsa da "ilk birkaç ay" denebilir), ilişkisel anlamda sevgiliye duyulan güvenin gereğinden az olması, dolayısıyla kaygıların ortaya çıkması normal karşılanabilir. ne de olsa, diğer insanı farklı bir ilişki boyutunda tanıma süreci başlamıştır; ama eğer, sevgililik sürecinde bu kaygılar azalmıyorsa, hatta, ilişki daha ciddi boyutlara (nişanlılık, evlilik gibi) taşındığı halde bu kaygılar azımsanacak seviyelere inmiyorsa, göz ardı edilen ciddi sorunların varlığından bahsetmek gerekir; çünkü güven, ilişkideki en önemli yapıtaşlarından biridir. bu noktada denebilir ki:- bir insana ne kadar güvenilebilir? hiç umulmayan tavırlar yüzünden kadim dostluklar veya yıllar süren evlilikler biterken, bir insana kayıtsız şartsız güven duymak ne kadar doğrudur?temel nokta, -bir anlamda saflık sayılabilecek- kayıtsız şartsız bir güvenin zorunlu olmadığıdır. esas gereklilik; kayıtsız şartsız bir güvene mümkün mertebe yaklaşabilmek, ilişki ilerlerdiği sürece bu güveni arttırabilmektir. belki hiçbir zaman %100 bir güvene ulaşılamayacaktır; ama "beni aldatıyor mu?" sorusunu sık sık akla getirmenin ve buna çoğunlukla "hayır" diyememenin temelindeki güvensizlik; kıskançlığı tetikleyen, dolayısıyla ilişkiyi mutsuz sona doğru sürükleyen bir düşünce olacaktır. 'istisnalar kaideyi bozmaz' sözünü kendime de hatırlatarak şu genellemeyi yapıyorum:güvensizliğin doğal sonucu olarak ortaya çıkan kıskançlık; ilişkinin bitmesine sebep olmasa da, mutsuz ve zoraki giden bir ilişkiye kesinlikle sebep olacaktır.

alberto moravia nin, yas farki ve beraberinde getirdigi kiskancliga dair bir kisa romani.

fitili nefret ve bazen de sevgi olan bir dinamittir.

birebir tanisiklik icinde bulunmadigi biri icin hissedilen bir duyguysa ruhsal bozukluktan suphe etmemizi gerektiren seydir.

her zaman kotu sebepleri olmayan, koruma ama daha da cok korunma amaciyla arkasina saklanilan duygu. cok populerlik kiskanilir mesela, en iyi arkadasinizin cevresinde sizin haricinizde birsuru kisinin olmasi ve onlarin sadece bir isim icin orada olduklarini bilmek canini yakar insanin. degmez insanlarin gecici konusmalari icin size ayirilan zamanin azalmasi kirar, kiskanclikla ve belki de baska kotu seylerle suclanmamak icin bunlardan bahsedememek uzer. bu boyle surup gider ve kiskanclik her zaman varolur.

beşinci olumcul gunahmiş kendisi*.

sevildiginden emin olamama gibi agır bir duygunun yüküdür. gercekten sevildiğini bilen bir insan kıskanacak bir sey bulamaz zaten. * *

bilinçaltında bencillik sonucu oluşan bir kalp sızısı.

(bkz: green headed monster)

sahiplenme* hastalığının ölümcül bir sonucudur. (bkz: kıskanmak), (bkz: sevmek/10).

hayatınızda ilk kez deliler gibi sevip bağlandığınız, çok uzaklara gittiğinde hasretinizi karşınıza çıkan herkesle paylaşıp üzüntünüzü azaltmaya çalıştığınız, dönüşü için teker teker günleri değil, saatleri saydığınız, her "onur" kelimesi geçtiğinde yerinizden sıçrayıp yüreğinizin sıkışmasına neden olan insanın, ona duyulan bunca sevgi, saygı, tutku ve aşka rağmen anlamsızca içine düştüğü tuzak.

sevginin ensesine yapışan kene.

insanın içini yakan, reddetmeye çalıştıkça üstünüze gelen bir berbat his. ayrıca kıskanç olmayan insan yoktur, bunu çok iyi kamufle eden insan vardır.

(bkz: kanser)

"kıskançlıkla nazar arasında benzer bir kimya olduğundan bahsetmişti biri. ikisi de negatif elektronlar* saçar çevreye. tek farkı, birincisi* sahibine, ikincisi* yöneltildiği kişiye zarar verir."

öğretilen bir duygudur kıskançlık... anne memesini paylaşmanın adıdır belki, iki kardeş aynı kadının bedeninin içinde can alırken ve dünyaya dakika farkı ile gelirken , paylaşmanın adıdır... aynı yürekte iki insanı taşırken, iki insana bile anlatamazken paylaşmanın adıdır belki... paylaşmakla, yaşamakla, yaşanılanları eşsiz görmekle aynı duygunun adıdır kanımca...neden mi?herkes sevdiğini ( çocuğunu, eşini, annesini, babasını...) kendince sever... her sevgi kendine özeldir. ve kim ki, kimi severse kendince sever. bir başkasının seviş şeklini kendine istemenin adıdır kıskançlık. bu tanım da benden olsun! ancak atlamadan geçemeyeceğim son bir nokta var ki...eğer kıskanacaksak; bizi sevdiği gibi başkasını da sevebilme kapasitesini kıskanalım, karşımızdaki kişinin...anne ya da babamızsa sorun yok. evlatlar sevilir ayırt edilmeden.lakin, bahsi geçen sevdicekse ve ayrıldıktan sonra kıskanacaksak ( ki kesin kıskanacağız, var mı öyle bir kalemde silip atmak) o nun bir başkasını sevmesini hatta ayrıldığımıza göre ( kimin ayrılığı istediği önemli değil) başka bir yüreği, eli, yüzü, teni... sevmesini düşünmek kıskançlıktır ve de yapıcı bir kıskançlıktır... ne o yapıcı kıskançlık hoşunuza gitmedi mi!? peki o zaman yıkıcı olalım: ahhhh ahhhhaa ne severdi ellerimi, yüzümü, saçlarımı, beni... iyi mi oldu şimdi!???? güzel zamanları, iz bırakan anıları anımsamak olmalı kıskançlık. yıkıcı değil de ben de böyle sevilmiştim duygusunu yaşatmalı kıskançlık...ve ne yazık ki şimdi bir başkasını seviyor böyle... hatta ( yıkıcı olacaktık ya) daha fazla seviyor.. kıskanıyorum diyebilmek... öpüşünü, sevişini, soluğunu.... ez cümle hepsini kıskanıyorum demektir...son söz: yıkıcı duyguları hoş bir sedaya çeviren duygu. kıskançlık .

başka birinin adını söylediği anda midenize vuran,başınızda kaynar sular dökülmesine sebep olan his.

durum 1: sevgiliniz başka birinden hoşlanıyorsa zaten artık sevgiliniz değildir. kıskanmanıza gerek kalmaz.durum 2: başka birisi sevgilinizden hoşlanıyorsa ve siz de sevgilinizin, sizden başkasına bakmayacağına eminseniz, yine kıskanmanıza gerek yok demektir.. diyelim sevdiceğiniz o hıyara ilgi duydu gerçekten. bu durumda (bkz: durum 1) (bkz: tespit insanı)

bir ilişkide kesinlikle olması gereken şey. fakat dozunu iyi ayarlamak gerekir azı da çoğu da zararlıdır; kıskanmazsın sevmiyor musun derler, kıskanırsın güvenmiyor musun derler..

kiskancligimizin temelinde en derininde bencillikten baska bir sey yoktur.'benim ona sahip oldugum sekillerle ve aynı ayrıntılarla bir baskasi da ona kolaylikla sahip olabiliyorsa,benim ne ayricaligim kalir ki?'hic,evet hic..sen de öbürleri gibisin.tıpa tıp aynı.hic bir özel tarafin,hic bir üstünlügün, kıymetin yokmus..'bak o da ne guzel sariliyor''bak o da ne guzel opuyor'ihanetlerde en buyuk aciyi bu detaylarin hayal edilmesi verir zaten..

bazen kuru bir samyeli, bazen bir kazan kızgın yağla birlikte gelen.

genelde mihenk taşı olarak kötü emellere air edilmiş duygudur. insanlar illa ki bu duyguya neden olacak hareketler yaparak birilerini sınamaya kalkarlar. malum gerizekalılığın daniskasıdır bu hareket çünkü birininin sizi kıskanmasını sağlamak reel olarak hiçbir getirisi olmayan bir harekettir. getirse getirse negatif elektrik getirir o da eksik kalsın faturayı şişirir o.

bir caddede erkek arkadaşla birlikte karşıdan karşıya geçilmektedir. arabanın biri durup yol verir. karşı kaldırıma geçildiği zaman yaşanan diyalog şöyledir:kız: niye öyle bakıyosun bana? bişey mi yaptım?erkek: fazla konuşma. ne yaptığını biliyosun sen!!kız: naaptım ki yaa?erkek: kimbilir nası baktın arabanın içindeki herife de durdu yol verdi. başıma bela mı açıcaksın benim???p.s: bu olay bizzat benim tarafımdan yaşanmıştır. düpedüz kıskançlık kisvesi altındaki aşağılık kompleksinden ibarettir.

insanin bunyesinde barindirdigi hayvansal icgudulerden biri.(bkz: sahiplenme duygusu)

gercekten de kiskanclik partnere duyulan güvensizlikten ziyade, özgüven eksikligi ile dogrudan ilişkilidir. kendinden emin olmayan, artilarini eksilerini taniyip kabullenmeyen, kimim ve kimleyim sorularini yanitlayamayan, ya da yeterli olgunluga ulaşmamiş kişi, partnerini, arkadaşini, kocasini, komşusunu vs vs vs kiskanmakla adeta yükümlüdür. icten ice bir kurt gibi kemirir bu duygu, uzun süre devam ederse ilişki (ne tür olursa olsun) darbe alir. sadece kendine degildir artik verdigi zarar, kiskancligin hedef objesi olan kişi de örselenir.

yalnızlık ve kıskançlık, çelik ateşlerle parlayan korsan çengeli sorularını, kıstırdıkları yaralı ruhlara çentikler. en çok rövanşı alınmamış yenilgilerin hatırlanması ve içten içe kabullenilmesiyle boşalır cevapları bakir sessizliğin. o kadın/adam artık bilir cevabını sorularının: tek aşkı olmadığını o adamın/kadının. aşkından, sevildiğinden hiç bir zaman emin olmayan ve artık geri getiremeyecekleri zamanı kendi hayallerinde yeniden ve yeniden yaşamaya çalışan tüm kadınlar/erkekler gibi, umutsuzluğunun ve çaresizce saldırmasının nedeni, aslında çok uzun zamandır bildiği yanıtı bulmasındandır. çaresiz sevda suçundan müebbete kalmış medea gibi, engramı başa sarmaya çalışırlar. aşkına dair umutlarını rüyalarında, planlarını imgelerinde yaşatarak, gerçeği yeniden kurgulamak isterler belki de.

her durumu, "sende var bende niye yok" olarak düşünen zihniyetin kapıldığı illet, ve bu illet en iyi arkadaşlıklardan tut, sevgiliye kadar herkezle bağlantıların koparmasına yeter güçtedir.

insanoğlunun sevgi konusunda ne kadar bencil ve kendisine ne kadar güvensiz olduğunun yegane göstergesidir. sevdiğimiz birini kıskanırız çünkü onun en sevdiği olmak isteriz, kalbindeki ve hayatındaki yeri paylaşmak istemeyiz. zannımca bu kimsenin bir başkasını "en çok" sevmediğinin, en çok sevilenin kişinin kendisinden başkası olamayacağının göstergesidir . aşk da egomuzu beslemek için vardır belki de. kadınlar sevgililerini kıskanırlar, çünkü en güzel, en mükemmel, en son ve tek olmak isterler onlar için. toplumun henüz çocukken kendilerine empoze ettiği güvensizlik, eksiklik hissi belası nedeniyledir bu hep. erkekler sevgililerini kıskanırlar ve bu narsist bir kıskançlıktır, çünkü en mükemmel olarak gördükleri benlikleri tehdit altındadır, rakipler belirmiştir aniden karşılarında. toplum onlara da henüz çocukken empoze eder, üstün olduklarını, eşsiz olduklarını. kıskançlık ciddi bir hastalıktır. ne yazık ki toplumsal cinsiyet olgusunun armağanıdır birer seri üretim ürünü olan kadınlara/erkeklere, kurtulması imkansız habis bir ur gibidir adeta.

(bkz: kiskancligi kisinin kendine guvensizligine baglama)

sahiplenmenin maximum boyutunda ortaya çıkan çizgi filmlerde yeşil renkle tasvir edilen duygu yoğunluğu.sevdiğiniz insanın başkasıyla bir paylaşımı olmuş olmasını kaldıramamak , içinizin cız etmesi , daha beteri yanması kavrulması ve bir tepki verilip o kişiye bu durum hissettirilmediği ve o kişiyle durum hakkında bir tartışma yapılmadığı sürece kıskanç kişiye hayatı zehreden kahreden duygusal aktivitedir.

abartıldığında "konsept dahilinde ilişki sikmek" için en etkili yöntemdir.

bağırsağında kurt olan çocuğun bir an önce büyümesi gerektiğine dair bir doktor tavsiyesi gibidir.

kış gecelerinden belki de en soğuğunda, buz tutmuş bir suya düşer düşmez sönmüşkıpkırmızı bir korcasına; sırt üstü yayılmış gibi ortasına okyanusların, parmak uçlarıyla dokunduğu kıyılara kadar dondururcasına; sırt üstü yayılmış ve sanki boğulmuş buz tutmuş ay'dan bir yolcasına düşer yüreğine kıskançlık.

bazi kisilerde asla bulunmayan durtudur. isin kotusu ben boyle duygu hissetmem, kiskanclik sahip cikmaktir ben kimseye sahip cikmam, cikilamam da dediginizde duyarsizklikla, sevmemekle suclanirsiniz.(bkz: iliskide bir tarafin daha cok sevmesi sorunsali/@ride)(bkz: ait olamayan kadinlar/@ride)

bir yerden sonra kontrol edilemez hale geldiğinde, insana mantık dışı şeyler yaptıran takıntılı bir ruh haline sokan bir duygudur.

tutkulu bir aşkın derin hatlarının kaçınılmaz gölgesi(bkz: sozlukte romantizm)

ozguven eksikligi olan,bir insani sevmenin onu kisitlamak demek olmadigini anlamayan,hatta tam tersine özgür birakmalari gerekirken sevdikleri icin kiskandiklarini iddia eden insanlarin favori duygusu.-askim oraya gitmeni istemiyorum/onunla gorusmeni istemiyorum cunku seni cok kiskaniyorum,seni cok seviyorum anla beniakabinde genc kizin "ayyy ne tatli beni kiskaniyor" demesi beklenir.kiskancligin ne kadar gereksiz bir trip oldugunu aciklayan en güzel quote budur: jealousy doesnt show how much you love a person,it only shows how insecure you are.

ameliyatla kalbimi aldırmak isteme nedenim...

(bkz: sympathy for the devil)

özellikle karşı cinse karşı duyulmasıyla ilgili en güzel tanımlaması emre yılmaz'dan gelmiş olan duygu, his;"kıskançlığımızın temelinde, en derininde narsisizm ve bencillikten başka bir şey yoktur. benim ona sahip olduğum şekillerle ve ayrıntılarla bir başkası da ona kolaylıkla sahip olabiliyorsa, benim ne ayrıcalığım kalır ki?""hiç, evet, hiçsen de öbürleri gibisintıpa tıp aynıhiçbir üstün tarafın, hiçbir özel kıymetin yokmuşbak o da ne güzel yalıyorbak ona da ne şehvetle kalkıyorbak onun altında da inliyor."

akrep burcunun oluşturduğu bir olgu olmasına karşın koç insanında da hiç yadsınmayacak derecede had safhada olması

bir iliskinin bitmesine neden olacak nedenlerden biri genellikle kiskanan tarafin kendine olan guvensizliginden kaynaklaniyor galiba ya da kaybetme korkusundan nedeni sevgi olabilir bilinmez tabii ama iliskiler icin cok tehlikeli oldugu kesin eger cok fazla muhabbet konusu yaparsaniz iliskini sonu cok cabuk olabilir karsinizdakini ne kadar cok sevseniz bile .......

aşırı doz yüklemesi halinde insanların kendinden uzaklaşmasına sebebiyet veren hadise. az dozu bi nebze kişiye nikotinimsi bi yarar sağlar.

dozunda (sıfır ile psikopatlık arasında ortalarda bir yerde) olduğu sürece rahatsız etmeyen, aksine memnun eden ruh halidir, hem kıskanmak hem kıskanılmak.ayrıca kişinin bir diğeri ile ilgili hislerini açığa çıkartan en önemli kriterdir, miş, ben bugün bunu gördüm.

aşkta doğan ve sevilen kişinin başka birini yeğlemesi korkusunun ürünü olan duygu.*

bir hastalıktır acı çektiren ama o acı nedense sevilir, üstelik abartılırsa kusma isteği bile duyar insan ama önüne geçilemez yine bilinmeyenlerden. gerçekten kıskançlık ise söz konusu olan, tek bir nedeni vardır: tutku. bazen o tutku aşka dönüşür, bazen ise yitirmeye mahkum olduğun en güzel bedeller henüz ödenmeden elinden kayıp gider. işte o zaman elde tek bir şey kalır tutsaklık denen. elde var yine kıskançlık.

pul biber gibidir. cok fazlasi can yakar, bir miktari tat katar. orada oldugunu anlarsiniz o acinin, o iliski icindeki tadin tuzun, zehrin, insani duygularin.fakat kimse sade pul biber yemez. fazlasi zararlidir, kalbe ve mideye. kiskancligi bol kacan iliskiler ya sulandirilarak, sulanarak, eski tadini kaybetmek pahasina aciyi yoketmeye calisir, ya da cope atilir. kurda kusa yem olur.

his repertuarinda olmadigi sanilip umarsamazlikla, anlamamazlikla yillarca cevrede gozlemledikten sonra gun gelip insani vurdugunda sasirtan, hala anlasilamayan, istenmeyen, gereksiz enerji kaybi yasattiran ve hatta akabinde kisinin hissettigi icin kendisine karsi asabiyet beslemesine yol acabilen karmasik duygu..

"başka ilâha secde kılmayacaksın; çünkü ismi kıskanç olan rab kıskanç bir allah'tır"eski ahit, tekvin 34:14 (bkz. tekvin 20:5; sayılar 25:11; tesniye 4:24; 5:9; 6:15; 29:20; 32:16, 21; hezekyel 8:3-5; 16:38; zekeriya 1:14; i. korintliler 10:22; yakup 4:5)tanrıdan insana verilen suret ve üflenen ruhla insana geçen ve tanrıdan aldığı herşey gibi insanın nasıl kullanacağını bil-e-mediği güçleri; yapan ve yıkan, yakan ve boğan, doğuran ve öldüren, hayatı taşıyanın ölümüde taşıdığını unutmaması gerektiğini anımsatan kelimelerden biri. eski ahitteki tanrısal anlamıyla hiçkimseyle paylaşmak istemeyecek kadar sevmek.

arasıra bu*duygunuz kabarıpta bunun sorumlusu olan insana ister istemez soğuk davranıp, sonra birden kendi kendinize "ne yapıyorum ben gene sacmaladım" diyerek birden gene eski halinize dönmeniz sonucunda dengesiz sanılmanızın sebebidir.siz ise kıskanmak mı tam bir sacmalık bir daha olmayacak deseniz de kıskancsınızdır, değiştirilemez bir gercektir bu. kıskanclıktan kurtulma yöntemleri de hiçbiri işe yaramaz.**

sevgiyle alakası olmayan bir duygudur. tamamen kişinin kendi iç meseleleriyle ilgilidir. yoksa insan sevdiğini niye yersiz paranoyalarla bunaltmak, huzursuz etmek istesin, hiç beklenmedik anlarda sevdiğine anlamsız inip çıkmalar yaşatsın, ilişkiyi kendince bahaneleriyle kurcalayıp da yalama etmeye çalışsın. sonra da seven kıskanır bahanesi arkasına sığınsın. hayır efendim öyle değil o. o kadar basit değil. yanlış anlamışsın sen onu. seven kıskanır elbet. sevgiden doğan kıksançlık tamamen kamufle edilmiş bir kıskançlıktır. kişi kendini yer bitirir belki yer yer piskopatlaşır ama sevdicek üzülmesin diye bu duyguyu hep içinde yaşatır. bilir ki bastıramadığı kıskançlık, yenemediği bu zaaf sevgiliyi kendinden daha çok üzecek. sevgiden doğan bir kıskançlıksa bu sevgi için yok edilir yine. çünkü sevgili, adı üstünde gerçekten sevgili ise eğer böyle garip duygulara böyle yersiz paranoyalara gerek yoktur. kıskançlık= bir sevgi ölçü birimi kalkanıyla karşınızdaki insanı ayar etmeyin, sevgiliniz o! alooo, kime diyorum ben!ha siz kıskansanız da kıskanmasanız da karşıdaki insanda bir enayilik varsa eğer olan olur. boşu boşuna hayatı hem kendinize hem de ona zindan etmenin ne anlamı var ki? ayrıca madem öyle bir enayilik var sezdiniz o zaman bu uğraş ne diye? demem o ki sevgili değil o, ne kendinizi ne de onu yormayın. ana söz: kıskançlık ota boka bahane edilmemesi gereken, dozajında kullanımı çok ama çok zor olan, başta sahibi olmak üzere ele geçiridiği bütün insanlar iliklerine kadar yakan zehir zemberek bir duygudur. ameliyatla aldırmak maalesef mümkün değildir, fakat dizginlemek kulu köpeği olmamak hala insan iradesi dahilindedir.

ingilizcede envy ve jealousy şeklinde iki anlama ayrılmış kavram. jealousy sahip olunan şeyle ilgiliyken (ne kesiyosun sevgilimi ulan) envy sahip olunmayanı istemekle ilgilidir (şu araba bu kıro yerine bende olacaktı ki...). 7 ölümcül günahtan sayılan kıskançlık ise envy'dir. (her gördüğünü isteme, önüne bak uyarısı.)

(bkz: azi karar cogu zarar)

birisinin sana ait olduğu yanılgısına düşülmez ise yaşanmayacak olan duygu

hayattaki en zararlı ve acı çektiren duygulardan bir tanesi..

engel olunamayan bişeydir.. hakkındır ya da değildir.. kıskanıyosan kıskanıyosundur..

hıristiyanlar icin buyuk gunahlardan . isa yı eleveren yahudi yahuda nın da kıskanc oldugunu onun gibi olunmaması gerektigi icin kıskanclıgın buyuk gunah oldugunu , incil de de yazdıgını soylerler .

seven insan kiskanir, bu bir gercektir. ama bu kiskanclik olayini abartanlar sadece yedigi boklari gizlemek, ustunu ortmek icin kiskaniyormuş gibi yaparlar.

yutaktan mideye akan, geçtiği yerleri yakan ateş. omurlarda karıncalanma, gözlerde kararma, tüylerde ürperme ve de ateşin gelip ortasına oturduğu midede bulantı gibi yan etkileri de beraberinde getirir.

sevgiyle falan alakası yoktur. sahiplenmek ve sahiplenilmek isteyen insanları daha çok ilgilendirir. kıskançlık yaptığı anın saçmaladığı anlara denk geldiğini farkeden diğerleri için ise dışa vurulmaması gereken bir duygudur sadece. e çünkü biraz da kompleksleri açık eder.

edvard munch'a gore "kaybetme korkusu degil, paylasma korkusudur".ayrintili bilgi icin: [Linkleri Ve Forumun Tam İçeriğini Sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir. GirBuraya.Net´in ÜCRETSİZ Üyesi oLmak için Hemen TIKLAYINIZ]




bi raddeden sonra onune gecilemedigi vakit hastalikli hale gelen insani koru korune baglayan ve benlik,yasam,ozgur irade,guven,gurur gibi olgularin onune gecebilen mevcut sevgiyi,aşki iki taraf icinde yiyebilen asirisi akla zarar durum..

insanı sudan nem kapacak hale getiren, ne derece luzumlu oldugu bilmedigim ama kendimdeki kırıntılarından kurtulmak istesem de bi türlü silkeleyemediğim kötü, kaka, mutsuzluk kaynağı.

benim icin bir iliskide en son nokta. kiskaniyorsam artik o kisinin benimle kalmasi diye birsey kalmiyor. sevginin boyutunu olcmek diye adlandirilmasina asla anlam veremedigim olgu.

hastalık derecesinde ileri durumlara geldiğinde kıskanılan kişiye zarar verebilecek durum. sadece karşı cinsle sınırlamak doğru olmaz kıskançlığı. hemcinslerinizde nüksettiğinde daha tehlikeli olabilir. tez elden klinik tedavi yöntemlerinin hasta üzerinde denenmesi gerekir.

değilseniz olun! terkedilirsiniz..öyleyseniz vazgeçin terkedilirsiniz!

sevilenin herkes ve herşeyden sakınılması, başka varlıklarla temasının istenmemesi ve dolayısıyla engellenmeye çalışılması duygusu. gavur ellerinde jealousy ve jalousie* olarak adlandırılmaktadır ki evet doğrudur bildiğimiz jaluzi de bu duygudan esinlenilerek isimlendirilmiştir kapama, örtme, set koyma isteğiyle bağlantılı olarak.

sevgilerinde hirsli, tutkulu insanlarin sevdiklerinin ilgisizligine ya da baska insanlara gosterdigi ilgiye dayanamama durumu

sevilen şeyin başka varlıklarla olan ilişkisinden rahatsız olma şeklinde ortaya çıkan duygu.

herkesin en az bir kere tattigini iddia ettigi duygu.bu tam kalbinizin hizasindan soguk bir elin sirttan girmesi ve yavas yavas kalbinizi sikmasi seklinde hissediliyor.nefes alamama ve bembeyaz kesilme gibi semptomlar da gözlenebiliyor.ya da ben bildigin psikopatim.

insanoglu uzerine serpistirilmis lanetlerden sadece biri.ne kadar kotu birsey oldugu bilinse de, hicbir yarari olmadigi, herseyi paranoyaya ve kotuye goturdugu asikar olsa da, son derece insani bir davranis oldugundan kimse kotudur demez.hatta bazen sizi kalifiye biri haline getir."kiskanc misiniz?" sorusuna verilen olumlu hatta vurgulu bir "tabiki de efenim.sevdigimi kendimden bile kiskanirim" yaniti, bazi cevrelerde romantizmin dorugu olarak kabul edilir.seven insan kiskanir klisesi de kiskancliga uydurulan kiliflardan biridir.oysa sevgisini sadece sevdigi kisi ve kendisi arasinda goren, sevgilisini tum dunyadan ve diger iliskilerden bagimsiz seven bir kisinin varligi hep goz ardi edilmis ya da kabullenilmemistir.

ömür törpüsü

kendine ve karsindakinin sevgisine olan guvensizlikle beslenen bir organizmadir bu. icten ice buyur, iliskideki her bir soru isaretinde bolunerek cogalir, hucrelerinize de sakiz gibi yapisir. miyozu matozu halt eder, tum fizik, biyoloji kurallarini bay bay ceker. bir nevi ruh kanseri

oyle bir duygudur ki, insani maksimum duzeyde sacmalamaya yöneltebilir.misal; superman bile dokunamasin diye sevgiliye kriptonit implement etmeyi dusundurebilir insana..

genelde aşk ile birlikte ismi anilan hissiyat şirketidir. herkeste biraz vardir ego ile baglantilidir. belirli kriterleri aşacak kiskancliklari fiilen icra edenlere "kiskanc" denir. aslinda herkes kiskanctir fakat bunu abartana "kiskanc" denir. ya da sadece sevgililer bu kavramin farkina varir (belkide bunu ilk kez yogun olarak yaşadiklarindandir ya da ablalarimiz, abilerimiz ve televizyon bize boyle ogrettigindendir). aslinda her gun bir suru şeyi kiskaniriz. bu bir başari olabilir, ulaşmak isteyip de henuz ulaşamadigimiz bir eşya olabilir. tutku ve hirstan gucunu alir. kişinin eq seviyesi, kendisine başkalari tarafindan takilacak olan "kiskanc" sifatini kader gibi belirler. yani diyor ki... kiskanclik da kişiye gore seviyesi ve rengi degişebilen, "aklin yolu" (bkz: superego) ile frenlenebilen, hayat nitrosudur. fazla nitro, sizi havaya ucurabilir.

aşırıya kaçtığı zaman hem kıskanan kişiyi hem de kıskanılan kişiyi çıldırtan hadise.bir kere patlak verdi mi bir daha durdulamayan olay.öyle ki bir yerden sonra paranoya halini alıyor bu kıskançlık.

teoman'ın kendine loop'a aldırıp dinleten şarkılarından,ve elbette müthiş başarılı sözler...''sen ilacımsın,susuz yuttuğum,bir türlü gitmeyen ne yapsam da boğazımdan....''

dozunda olanı ara gazıdır; faidelidir..

paylaşamama konseptinin yaşattığı ahval

belli etmek gibi bir hakkınız yoksa dünyanın en rahatsız edici duygusu haline gelebilen şey.

kötü değildir, yaşama devam etme isteğini sürekli kılabilmek için gaza getiren unsurlardan biridir. aşk meşk durumlarında da mesleki konularda da itici güçtür kendisi.

uzun süre birlikte olup evlenen çiftler üzerinde yapılan bir araştırmaya göre bu birliktelik esnasında kıskançlık belirtilerini daha çok gösteren çiftler evliliklerini uzun süre devam ettirebilme konusunda kıskanç olmayanlara göre %75 daha başarılı imiş.

bir gün daha bitti önümde günler gelir geçer ve antibiyotikler kimim ben? bugün ne günlerden? 40 derece yüksek ateş ve kıskançlık bu zayıflık anımda, bir aşkın komasında kıskançlık aktığında durmaksızın damarlarımda sen ilacımsın, susuz yuttuğum bir türlü gitmeyen ne yapsam da boğazımdan günlerdir hastayım ve bu beni delirtiyor sürekli uykuyla uyanıklık arasında gidip gelip, gidip gelip, gidip gelip. 40 derece yüksek ateş ve kıskançlık. kıskançlık bu zayıflık anımda, bir aşkın komasında ve aktığında damarlarımda kıskançlık

diğerinin hayatında söz sahibi olma isteği.

(bkz: kıskanılmak)

sevgi boşlukları acısı.kıskanan bilmez ki bu boşlukları kıskandığı şey dolduramaz daha da boş yapar içini, dışını, herini..

kokusuz kalmaktır.

soyle ki: "kollarim cekiliyor. parmak uclarim uyusuyor. kafam buyuyor. dudaklarimin kenarlari asagi dogru cekiliyor. dislerim kamasiyor."

"kıskançlık gerçeklerden daha fazlasını bilir." * -e bundan dolayı her zaman içimiz(d)e (d)olması da normal değil midir?-

son zamanlarda hastalıkmış, utanılması gereken bir şeymiş gibi sunulan insani bir duygudur. aşk ile birlikte gelişir. aşk bencildir ve elbette kıskançlık da bencil olacaktır. derinlere dalamayan, aidiyet duygusunu materyalist bir yorumla aşağılık bir biçime sokan su üstü insanlarının, bilmedikleri bir duygudan hastalıkmış gibi bahsetmelerini anlayamıyorum. elbette sadece benim olsun isterim sevdiğimin, elbette tek olmak isterim ve kıskanırım... kıskanma duygusundan yoksun birinin tam anlamıyla sevebileceğine inanmıyorum.

insani teslim alabilen bir hastalik. bu hastaliğin pençesinde kivranandan akil, mantik ve ahlak sinirlari içinde davranmasi beklenemez. şizofreni belirtileri görülmeye başlandiğinda -herşeye kilif bulma, insanlari kendine ne yapip edip inandirmaya çalişma- tibbi bir vaka olduğunu anlarsiniz . allah acil şifalar versin.

breuer: simdiye dek bir daveti reddettigim icin hic bu kadar pisman olmamistim. fakat hemen ve tek basima donmem gerekiyor. sevgili karim beni pencerede bekliyor olmali, onun duygularini incitmemek benim icin bir gorevdir.lou salome: benim icin "gorev" sozcugu cok agir ve baskici bir sozcuk. ben yalnızca tek bir sey için gorev sozcugunun soz konusu olabileceğini dusunuyorum; o da ozgurlugumun korunması. evlilik ve ona eşlik eden mulkiyet ve kıskançlık, ruhu tutsak eder...doktor breuer, ne kadın ne de erkeğin artık zayıflıklarıyla birbirlerine zulmetmeyecekleri günlerin geleceğini umuyorum.

yaşanan bir iki "geyik" muhabbetinin ardından gelen acı tesadüfler, şaka diye başlayıp kriz halinde devam eden duygular... kalbine saplanacak bir hançer ve sadece paylaşmak istememek onu, "suçsuzum" diye bağırmak istemek. cilekesin şarkısında geçer; "paylaşamıyorum seviyorum anla" binlerce kez tekrar etmek bu sözleri, benzerlerini. barışmak istemek "küsme, nolur kızma" demek. ama özür dileyecek bir şeyin de olmaması. karmakarışık hislerin odak noktası.

kartın jeton iade holune duyduğu aşk ve nefret şeysidir.

kucuk bir kutuya koyup yakmak, sonra da kullerini savurmak istedigim duygumsu, duygu degil obsesyon.

sadece besleyebileceğiniz kişiler tarafından size karşı beslendiğinde hoşunuza giden duygu. sadece hem de.

zehir yeşili gözleri olan parlak bir yılan türüdür....

kıskançlık; incinmiş ruhların sadizmidir.

sahiplenme duygusunun tamamen icgudusel bir davranisi. otokontrol kesinlikle ise yaramamaktadir. sevdigim kisi mutlak bir sekilde bana ait olma duygusu insani dort bir yandan sarmaktadir. ama engel yoktur bunda, cunku sevilen kisi o insana ait olmalidir. baska hersey yalandir ve dogru degildir hicbirsey askindan baska...

shakespeare tarafından yediği etle dalga geçen yeşil gözlü bir canavar olarak tanımlanmış ve bu tanım agatha christie'nin bir romanında aynen kullanılacağı kadar da iyidir, yerindedir(jealousy is the green eyed monster that doth mock the meat it feeds on)tüm vücudun sağlıklı yerlerini geçip acıyan yerlerine yerleşen bir sineğe benzetilmesi de arthur chapman'a ait başka bir şaheserdir. (envy is like a fly that passes all the body's sounder parts, and dwells upon the sores)

bu duyguyu bir turlu cozemiyorum ben.insandan insana degisen seviyeleri var kiskancligin. durumdan duruma gore de degisiyor. kiskanclik nedir pek bilmezdim, umrumda degildi bu tip seyler. birisine asik olmusum, yeni yeni cikiyoruz ediyoruz. adamin benden once iki haftaligina oylesine ciktigi bir kiz var, onunla bulusuyor bir gun. gelip soyluyor, "iyi" diyorum. sonra gidip bir arkadasima tesadufen anlatıyorum. vay anam nasil kizmamisim da burnundan getirmemisim de. ben anlamaya calisirken devam ediyor:"iki gun sonra seni birakip o kizla ciksin da, o zaman gorurum ben seni" kafamdaki ampulun yandigi gundur o gun.

bu duygu eğer abartılmamışsa mutlu eder çünkü karşınızdakinin size değer verdiğini gösterir fakat öyle abartılı halleri vardır ki insanı çileden çıkarır hatta ruhunu kurutur.diyalog örneği vermek gerekirse:-kız:hödö konserine gideceğim cumartesi-erkek:hayır gidemezsin-kız:niye?yoksa bana güvenmiyor musun?-erkek:sana güveniyorum da çevredekilere güvenmiyorumerkeğin verdiği bu cevap kendine olan güveninin ne kadar eksik olduğunu göstermektedir.bilinmesi gerekir ki bir kız istemedikçe kimse onun kılına bile dokunamaz.o zaman bu abuk sabuk bahaneler üretme saçmalığının nedeni nedir?sonuç olarak bir ilişki köle hayatı yaşamak için yaşanmadığına göre,kimse kıskançlık bahanesiyle karşısındakine bu tip yasaklar koymamalıdır.her insanın kendine ait bir özgürlük alanının da olduğu unutulmamalıdır.

kadın-erkek ilişkilerinde artık çoğu insanda görüldüğü için, sanki yaşanması normal bişeymiş gibi kabul edilmeye başlanan hastalıklı duygudur.. bir insanın diğerini, sanki malmış gibi sahiplenmeye çalışması neden olur buna.. ilişkileri öldüren en temel etkenlerdendir.. çünkü zorbalığın olduğu yerde sevgi durmaz, uçar gider..bu duygudan kurtulmak için olgunlaşmak lazımdır.. karşınızdaki sizi gerçekten seviyorsa seviyordur zaten, sevmiyorsa da sevmiyordur.. sakin olun bi yau..

kıskançlık öyle bir oktur ki geri döner ve kıskanan kişinin kalbine saplanır.

sürekli bir kuruntu hali, insanın içini kemiren bişey, sevileni başkalarıyla paylaşamama durumu, iç sıkıntısından hallice olmak, tavayı tencereyi kapıp o hatunları sokak sokak kovalamak isteği, masumane bi iltifat dahi olsa yine de "höst,hşşt aloo" bakısları atmak, çikolataya saldırmak, kafayı meşgul etcek bişeyler aramak, konsantre olamamak, kendinden sıkılmak, paranoyalara gark olup abuk subuk senaryolara kapılmak, sorasında kendine gelmek için saatlerce koşmak, mutfagı tavaf etmek, iç sıkıntısı, iç sıkıntısı, iç sıkıntısı.. oysa ne gereği var.

erkeklerde para olmadıktan sonra onu* kaybetmekten başka bir işe yaramayan duygu.

varlığında değeri bilinmeyen, yadsınan, inkar edilen; yokluğunda ise delicesine özlenen şey. tıpkı "aşk" gibi...

ikili ilişki çerçevesinin dışına cıkıldığında -ki bu çerçevenin içinde fazla tecrübem yok- kıskançlik sahip olunamayan şeylere ya da sahip olunan şeylerin daha ötesine sahip olanlara karşı duyulan bir öykünme duygusudur. ortaokul sıralarında sizden daha yüksek not alan arkadaşınıza karşı nefesinizin bir an tıkanması, üniversite sınavında hissettiğiniz iç sıkıntısı ya da ferrari sahibi iş arkadaşınızı gördüğünüzde kalbinize saplanan buzdan iğnedir kıskançlık. yeşil renk ile sembolize edilir. sağ eliyle sırtımızı pışpışlayarak verdiği hırs ve azimle insan ırkının ilerlemesi için gerekli bir güdü olduğu görüntüsünü sunar ama sol elindeki hançeri daha başarılı olanları arkadan vurmamız için uzatmaktan kaçınmaz. boşuna dememişler insan insanın kurdudur* diye.

insanlık tarihi'nin en büyük olaylarından, en ince detaylarına kadar nüfus edebilmiş rezillik.(bkz: nefs)(bkz: şeytan)

kız arkadaşınızı eski erkek arkadaşıyla sohbet ederken webcam'den izlerken hissedilen iğrenç duygu. dışa vurmamak istersiniz çünkü onu kırmak istemiyorsunuz ve zaten bunu yapmanız saçma olacaktır. sonuçta o sizin kız arkadaşınızdır ve eski erkek arkadaşıyla konuşması normaldir. ama en sonunda dayanamazsınız, "bi dkk gelicem birazdan" dersiniz. offline olup olduğunuz yerde çaresizlikten ağlamaya başlarsınız, kafanızda kız arkadaşınızın sizi takmadığı gibi saçma şeyler düşünürsünüz ama bunların hiç biri gerçek değildir. sizin pessimist düşünce sisteminiz nedeniyle kendiniz tutamazsınız. en sonunda sanki hiçbirşey olmamış gibi gözyaşlarınızı silip online olursunuz ve kamerada gülücükler saçarak devam etmeye çalışırsınız. parmak uçlarınız artık yazı yazarken buz gibi olmuştur. o ise hala eski erkek arkadaşıyla konuşmaktadır. mideniz bulanır ama kusamazsınız. iğrenç bir duygudur. gereksizdir ama engellenemez...aradan bir süre geçer..büyük ihtimalle eski erkek arkadaş offline olmuştur. kendinizi biraz daha iyi hissedersiniz ama kıskançlık sona ermemiştir. ta ki bir daha buluşuncaya dek orada kalır..en iyisi ellememek...bırakın kalsın..sonra uçar gider heralde..

"son"un başlangıcı..

(bkz: othello)

"kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur.kıskançlık ateşten meydana gelir."mevlana

en ufak bir söz, ya da bir bakış, ya da bir hareket; belki de bir anda akla gelen bir düşünce ayaklandırır bu duyguyu. siz bastırmaya çalıştıkça dalgalar halinde yükselir, kalbinizi kemirir, parçalar, alev alev yakar. zor bulunan bir panzehre sahip olan bir zehir gibidir, kalbi zehirler. söküp atmak istersiniz, kenetlenir iyice, bırakmaz...yakın arkadaşı paranoya ile birlikte çıldırtırlar insanı, mantık ise en büyük düşmanlarıdır.en kötü tarafı ise yok olduğunu sandığınız bir anda tekrar ortaya çıkmasıdır; siz öldüğünü sanırken, o sadece uyuyordur...

kıskançlığı da deniyorum aptallık bu biliyorum ama söz veriyorum sana bundan sonra bir daha olmayacak..kıskançlık yapmamayı başarabiliyorum ama kıskançlığın yersiz bir duygu olduğuna anlam veremiyorum bir türlü..(bkz: franz kafka) (bkz: milena'ya mektuplar)

kıskançlık bu kadar güzel anlatılır dedirten teoman şarkısı. sözleri aşmıştır, dinlendikçe dinlenesidir.(bkz: a pig in a cage on antibiotics)

çocukken okuduğım kemalettin tuğcu'nun bir romanında yeni bulduğu iş sayesinde, bakmakla yükümlü olduğu kardeşlerine yakacak odun, ekmek ve helvadan oluşan sade bir akşam yemeği götürmeyi başaran 13-14 yaşlarındaki kahramanın -çünkü tuğcu'nun romanlarında kimsenin ciddiye almadığı bi çocuk sizin kahramanınızdır- içine sığmayan mutluluğunu kıskanmıştım ve hayatım boyunca bu kadar temiz bir kıskançlığı da edinemedim henüz. kıskançlık esasında eli yüzü düzgün saf bir duyguyken, çirkin geldi gözümüze birden,kıs kıs kıs gibi..kıskanç n'olcak..

sanki o yanında diilken bütün kadınlar memelerini açmış onu bekliyo gibi hissetmek.

''pusuya yattım. dişlerimi gıcırdatıyordum. belki bir ete geçirmek istiyordum dişlerimi, biliyordum sanki. gözümü hiç kırpmıyordum. o aynı manzaraya gözümü hiç kırpmadan bakıyordum. işte orda duruyor. hayvanca sahiplendiğim. orda duruyor ve gözleri ışıldıyarak bakıyor bir yabancının gözlerine. hissediyorum. nefretin, öfkenin kızıl kanları akmaya başladı damarlarımda. işte o! o seviştiğim, her sırrımı anlattığım şimdi gülümseyerek, ışıl ışıl gözlerle bakıyor bir yabancıya. pusudayım. zaman geçmiyor. o dudaklarının her kıvrımında, o yabancıya her sarılışında, o her gözlerinin içine bakışında zaman duruyor. dişlerim ağırmaya başladı sıkmaktan, yumruklarım yüzünden elimi kanatıyor tırnaklarım, gözlerimi bir an bile kırpmadım. gözlerim yanıyor ya gördüklerimden ya da görecek olduklarımdan. öpüşmeye başladı gözümün önünde. tamamen teslim ederek kendini. sanki hayatında ilk defaymış gibi. sanki hayatında ilk defa kavrıyormuş vücudunu o yabancı kollar. ilk defaymış gibi şehvetle, bana kalırsa nefretle, hiç bitmeyecekmiş gibi sonsuza kadar sanki öpüyor. sanki öyle aç, öyle susamış ki onun dudaklarına, sanki bir daha asla birini öpemeyecekmiş gibi öpüyor. sanki birazdan yok olup gidecek. öyle şehvetle, öyle kendinden geçmiş gibi.şimdi dünya kırmızı... şimdi herkes ve her şey nefret. nefret! aklımdaki tek düşünce. ölürcesine, öldürürcesine nefret! dişlerimi geçirmek istiyorum boynuna, öyle hesapsız bir öfke ki hissettiğim kanını içmek istiyorum. dişlerim parçalandı, o sana her sarıldığında, o bir zamanlar bana ait olan dudaklarını her öptüğünde, o seninle her seviştiğinde mezarlar kazdım ben senin için. seni diri diri gömmek için. mutlu musun? hiç hatırlıyor musun adımı? elimde bir bıçak var şimdi. kesmem gereken bileklerim mi yoksa boynun mu bilmiyorum. nefes almaktan vazgeçtim, sen gittiğinden beri ben sadece nefes veriyorum. nefret etmiyorum senden, nefretten çok öte bir şey sana hissettiklerim. nefret ne kadar hafif kalıyor. sanki özenle yaptığı kumdan kaleleri yıkılan çocuk gibi. kelimeler anlatamıyor öfkemi, nefretimi. kıskançlık çaresizliktir, çaresizce nefret etmektir.gün akşama dönüyor. hüzün kalbe dönüyor. bu nefret, bu öfke bir bedduaya dönüyor. zaman dönüyor, devran dönüyor. her şey dönüyor ama iyi ki sen dönmüyorsun. benim kalbimde döneceğin tek yer kendi mezarın, bunu sen de biliyorsun...''

nedense herkesin kötü ve hastalıklı birşey gibi bahsettiği duygu. insanın sevdiği kişiyi kıskanması kadar doğal birşey var mıdır? sahiplenme duygusunun yanlış olduğunu savunurlar, modern bir ilişki şöyle olmalıdır böyle olmalıdır der bunlar. kaybetmekten korkmakmışmış... gerçekten sevmemiş insanın laflarıdır bunlar. çok sevdiğiniz kişiyi tabiki kaybetmekten korkarsınız. o olmadan nasıl yaşayabileceğinizi hayal bile edemezsiniz. tüm kalbinizle seversiniz. ama kıskançlık kötü birşeydir diyenler "o olmazsa başkası olur, boşanırım, bana erkek/kadın mı yok" derler. kalpleri kıskançlık duygusunu tadamayacak kadar boştur.

yenilgiyi kabullenme durumudur.yenilgiyi kabullenirken başkalarını delil olarak kullanma durumudur.daha da kötüsü, yenilginin farkında olmama durumudur.

kıskançlık esasen kıskanan kişinin öyle ya da böyle kendine ve ilişkisine güvensizliğinin kanıtıdır zannımca.

bu hastalik, savunma mekanizmanizi cokertir. kiskandiginiz eski sevgiliyse kendinizi ortalama olarak sunlardan biri gibi hissedersiniz;white stripes - joleennirvana - where did you sleep last nightalanis morisette - you oughta knowelvis costello - i want youdamien rice - cheers darlin'tori amos - tears in your handbjork - my heart was so brokenanni di franco - f*ck youmuse - stockholm syndromeabba - winner takes it allanouk - lovebelle&sebastian - get me away from here i'm dyingsezen aksu - gozlerine goz degmiseger geri kazanabilen azinliktansaniz ella fitzgerald - a tiskit a tasket soyleyerek hayatiniza gule oynaya devam edebilirsiniz. olmazsa kendinizi 14 yaslarinda gecirdiginiz teenangst donemine geri adim atip, yeniden *korn, limp bizkit turevleri dinlerken bulabilirsiniz.

sokolof 'a göre "kıskançlık, insanın en az bilinen duygusu ve üzerinde en az konuşulan davranışıdır. bir muammadır." decrates ise, "kıskançlık, sahip olduklarını koruma isteğinden kaynaklanan bir tür korkudur." diyor. bana göre ise en hastalıklı ruh halidir, özgüven eksikliğidir, rahatsızlık vericidir, bir ilişkinin bitme sebebidir. hem kendime hem de ilişkide olduğum ya da başkaları ile ilişkisi olan insanlara kişi neden kıskanır sorusunu yüzlerce kere sordum mantıklı tek bir cevap alsam eyvallah diyeceğim.. kabul edeceğim. örneğin cevaplardan biri sevginin göstergesidir kıskançlık. .. neden bir çiçek, bir öpücük, bir dokunuş, ufak bir hediye göstermiyor mu bunu zaten? geçiniz başka? sana değil diğer erkeklere/kadınlara güvenmiyorum, nasıl yani? ben kendimi koruyamıyor muyum? kimin bana nasıl baktığını ve onu nasıl geri püskürteceğimi bilmiyor muyum? geçiniz başka.. ? asıl cevap sanırım, ben kendime güvenmiyorum, dolaylı şekilde bunu sana mal etmeye çalışıyorumdur..

(bkz: kalp sıkışması)

çok salak bir duygudur. ve her nedense her erkek kadında kıskandığı şeyi kendi yapar ya da, kendi cinsini iyi bilir;zaten o yüzden kıskanır. kadınlarda böyle bişey yoktur. kadınlar rencide olmak gibi görürler aslında kıskanmaları gerekli olan durumları. erkeklerinki ise, saf kıskançlıktır. şimdiii psikologumuza bağlanalım.

adamı ara ara yoklayan genelde beyinde şimşek çakması ile kalp sıkışması ve midede şişkinlik yaratan bir duygu çeşididir.sonra gözlerden ateşler felan çıkar.içerden ırrrr gırrrrrr diye sesler gelir.sinir edici bir duygudur. insanı kıl eder, sinir eder, gıcık eder.hırs ile arkadaşlık eder ise pek yakıcı olur aralarına haset de katılınca bunlar bayağı sıkı bir ateş kokteyli haline gelir. hele kıskanırım seni ben kıskanırım kendimden felan diyenlerin yanında hiç durmamak gerekir.tek kıskançlığım uzayda hedede hödede dolanan astronotlar olduğundan beri rahat etmişimdir.kıskananlara karşı bir adet koruma kalkanı formülü ile işi çözerim. ha sana mı sorduk derseniz, yok derim...aman ya böyle bir duygudur, geçer...aşk babında kıskanmaya da aidiyet/sahibiyet çemberini kırınca çözmüşümdür.evet ben yaşlı bir insanımdır! yaş aldıkça azalır ya da bana öyle gelir...

insanın kendini yemesine sebep olan durumdur. içinizi kemirir durur. hele artık o kişi eski sevgiliyse, kurup kurup delirmek mümkündür. önemsememek gerekir, akıl dağıtma yolu tercih edilmelidir. bu da geçer.

bazen, bir yunus dövmesini, başka birinin de gördüğü düşüncesiyle delirmeye kadar götüren insanca, ama güzel olmayan ruh hâli.

sevginin olduğu yerde, kaybetme korkusuyla birlikte bulunan duygu. kıskançlık sahip olmaya, korku da paranoyaya dönüşmediği sürece mesele yoktur. çoğu zaman alkolle tedavi edilen, tatlı bi hastalıktır. gene de ömür boyu sürebilir.

bir insan yüreğindeki yeri, başkasıyla paylaşma korkusu.

cep telefonuna her çıkmayışında, "yanında kim var acaba?" diye ciğerin dağlanmasıdır.*

dünyanın en yüce, en muhteşem, en saygıdeğer az sayıda duygularından biridir. öyle ki gerçekten kıskanan, kıskanabilen ve bunu dünyaya bağırabilecek insanlar kendilerine ezik, zayıf, özgüvensiz, vs diyen insanların sözlerini hiç te tenasül organlarına takmamakla birlikte, sahip oldukları bu olağanüstü güzel duyguyu sonsuza kadar korumaya ve taşımaya and içmişlerdir. büyüyüp düşüncelerini daha tutarlı hale getirdikçe, 'neden kıskanırlar?' sorusunun cevabının kesinlikle onlara bu zamana kadar dayatıldığı gibi 'sahip olma isteği' olmadığını anlar, bu doğrultuda hala bu bahaneyle kendilerini yargılama saygısızlığını gösterebilen insanlara açıklama yapma ihtiyacı bile duymazlar. zira onlara göre kıskançlık yerilecek değil, tapınılacak duygudur. gerçek acıyı kıskananlar çeker. gerçek zorlukları kıskananlar aşar. gerçekliğin beton etkisini kıskananlar hisseder. ruhlarına aldıkları insanla asla bir arada olamayacaklarını o çok 'derin ve olgun' olduklarını söyleyerek kendilerini eleştiren insanlardan çok daha önce, kıskananlar anlar. ve akabinde kıskanmayanlara bakar, acıdıkları için bunu onlara söylemezler. hatta artık bu konuda konuşmazlar.sevgilim dedikleri insanlarla ıssız bir adaya gidip orda tek vücut haline gelme fikrini ilk önce kıskananlar ortaya atmıştır ve bu fikirle gurur duymaktadırlar. bir başkasının ruhuna bakan, onu anlayan, onu seven (ki bu noktada kıskanmayanlar ''sen aşık olmakla sevmeyi karıştırıyorsun'' der hep) sevgilileri onları her gün öldürse de, onları sevmeye ve kıskanmaya devam eder, bu acıyı sonsuza kadar yaşamaya da söz verirler tüm kıskançlığı aşağılayan insanların önünde. bir gün, 'kıskanmam hiç..' diyen insanlar kendilerine kıskançlık duygusuyla geldiğinde bu anın tadını da çıkarmaya kalkmazlar. onları, onların hiç yapmadığı şekilde anlar ve ortak olurlar. zaten hep ortaktırlar.kıskananlar en yüce duygunun insanlarıdır, 'bana neden güvenmiyorsun'ları anlar fakat bunun nedenini onların da aynı şeyi hissedeceği güne kadar açıklamaz, isteseler de açıklayamazlar. çünkü aşkla gelen ve sadakate giden yoldaki engelleri kıskanmayanlar kadar anlar, fakat kıskanmayanlardan çok kabullenirler. kıskançlığın yüceliği kabullenmeden gelir. bir gün sizi kimselerle paylaşamayan çekilmez bir sevgiliyle bir arada olma mertebesine erişebilirseniz -ki çok zordur, binde bir kadar- bu kimselerle kendinizi paylaştırtmamanız ibadete girer. kıskançlık. sonsuza kadar. amin.

güvensizlik sorunu degil, kendine güvenmemenin beraberinde getirdigi sorundur.

hiç tanımadığınız birinden nefret etmenize neden olabilecek azı da çoğu da zarar bir duygu.

(bkz: encephalemia)

kötüdür, iyidir. zararlidir, faydalidir. olmazsa olmaz, olmasa da fevkalade olabilir.. kiskanc insan zamanla, karşisindakinin tavirlarina gore bunu yenebilir ve kiskanc insan hic bir zaman bu sorunundan kurtulamaz.hakkinda soylenenin her ne olursa olsun gerçek olduğu şey. kimse bu konuda yalan söyleyemez çünkü. hissettiklerini söyler.. kıskançlık diye bir şey vardır. bunu yaşayan çok iyi bilir. sebebi ne olursa olsun vardir boyle bir olay. kaale alinmamasi, uzerinde durulmamasi gereken bir şey kesinlikle değildir. belki bir hastaliktir, çözülmesi gerekir; ki öyledir, debelendikçe çoğalan bir şeydir bu, ilişilmediği taktirde, ortaya çıkmasına sebep olacak şeyler var olmadığı sürece bir insanin ne derece kiskanç olduğu kesinlikle anlaşilamaz. belki taraflar bundan memnundur ve sorun teşkil etmiyordur. dengeleri çok iyi kurmak gerekir. ne olursa olsun bir ilişkide olması gereken en önemli şeylerin başında anlayış gelir. taraflar birbirini anlayabildikten sonra, hoşgörü gösterebildikten sonra kiskanmanin bir güzellikten başka etkisi olmayacaktir.

paranoyaklığa giden yolda tek yön gidiş bileti, mideden yükselip beyni kavuran cehennem ateşidir.

elmanın içine düşmüş bir kurt

kontrolsuz kıskanclık, kıskanclık degildir. öküzlüktür.

gipta etmek, imremek ve de akabinde feyzalmak yerine takinilan olumsuz ruh hali ile kendine/ona/buna zarara yol acan tutum/davranis/rahatsizlik. ve ne gariptir ki bir de sevgi bazli paylasimlarda ortaya cikar, ironiktir.

sözlükte bunun değişik bir türü görülmektedir... hoşa gitmeyen yada neden daha önce ben öğrenip yazmadım bu entry'i diye kıvranarak yazara ya özel mesaj yada osturuktan entry yazarak yok 17.000 kitap okudum yok bmw bilmek kaç süperdir yok gökçek'e benziyo falan şeklinde saldırmak, başta gelen belirtilerdir...

uzaktan uzak sevgisizce durup bir aşkı yıpratma arzusudur.aşk bu iki insan arasında var;oysa kıskanan bu gibi aşka kıskandıkça daha da uzak kalır..neden bunu bilmek istemez?neden elindeki kendi değerlerine bakmaz?neden kendine bir bakmaz?neyse biz aşka bakmaya devam edelim...

abartildigi zaman vahim sonuclar dogurabilmektedir. bunun en son ornegi de konya'da yasanmistir:konya'da kocalarını kıskanan 3 kadın tarafından darp edildiği, vücudunda sigara söndürüldüğü ve makasla yaralandığı öne sürülen genç kadın hastaneye kaldırıldı. kendisine işkence yapıldığını öne süren şerife kavak (23), kaldırıldığı konya numune hastanesi acil servisinde yaptığı açıklamada, iş dönüşü tanımadığı 3 kadın tarafından zorla bir otomobile bindirilerek kaçırıldığını iddia etti. yatırıldığı sedye üzerinde konuşmakta zorluk çeken 1 çocuk annesi kavak, "otomobili kullanan sarışın kadın, (benim kocamla nasıl konuşursun?) diye bana bağırdı. ardından üçü birden beni dövmeye başladı. ardından da ıssız bir yere götürdüler" dedi. burada da, acımasızca kendisine vurmaya devam ettiklerini anlatan kavak, şunları kaydetti: "saçlarımı kestiler. saçlarımı keserken bana hakaret etmeye başladılar. ardından ellerindeki makasla vücudumu yaralamaya başladılar. yaktıkları sigaraları ise vücudumda söndürdüler. yapılan işkencelere dayanamayarak yalvardığımda ise, işkencelerini daha da artırdılar. artık bu kadınların elinden sağ kurtulamayacağıma inanmaya başlamıştım. sonra beni tam olarak hatırlayamadığım bir yere götürdüler. otomobilden indirdikten sonra da beni dövmeye devam ettiler. çığlıklarımı duyan biri imdadıma yetiştiğinde ise tanımadığım üç kadın olay yerinden uzaklaştı." kendisini, tanımadığı birinin konya numune hastanesine getirdiğini söyleyen genç kadın, yaşadıklarını hiçbir zaman unutamayacağını anlattı. genç kadının annesi döndü kavak ise kızının üç gün önce eve gelmemesi üzerine polise başvurduklarını, aynı gün kızlarının hastanede olduğunu öğrendiklerini söyledi. kavak, hayati tehlikesi bulunan kızının hukuki açıdan hakkını sonuna kadar arayacağını dile getirdi. eşinden boşandıktan sonra ailesiyle birlikte yaşamaya başlayan şerife kavak'ın, evlere gündelikçi olarak temizliğe gittiği öğrenildi. (kaynak: hurriyet.com.tr)

çevresi pişmanlıkla örülü duygu.

temeli ozguven eksikligi ve insanin kendini oldugu gibi kabullenemeyisidir. gayet primitive bir sey olan kiskanclik hala dunyada varsa ozunde bu yatmaktadir.insan dogrusuyla yanlisiyla kendini kabullenemiyorsa, "bu benim, kendimi gelistirebilirim ancak su anki halimi kendime zindan edemem, beni seven bu halimle kabullensin" diyemeyen kisiler genelde bu kiskanclik duygusu altinda begenmedikleri benliklerinin yuzunden ellerindekini kaybedeckleri korkusuyla yasarlar.kiz arkadasini kiskanan bir erkek kendince bir sekilde mevcut halinden memnun degildir ayrica kiz arkadasinin kendisini "daha iyi" birini buldugunda terk edecegi paranoyasi icindedir.er kisi bilmelidir ki, kendisini "daha iyisini buldugunda terk edecek" turden bir insanla zaten birliktelik yasamasi mumkun degildir, bosuna kasmaktadir varsa oyle bir durum.kaybetme korkusuyla, aldatilma paranoyasi ile yasayan kisiler gun gelir bu korkulari gercege dondugunde "kiskanclik" duygularini daha da beslerler. bak ulen hakliymisim ben, hatun beni daha iyisini bulunca zart diye terk etti...simdi bu kiskanc arkadasi aliyoruz yanimiza ve sunlari soyluyoruz: "bak guzel kardesim, yok yere paranoya yaptin, guzelim kiz arkadasini mengene gibi sıktın aylarca... yok suraya gitme, yok bunu yapma, sunlarla konusma diye kizi kendi dunyana hapsettin, onun bir insan oldugunu unuttun. simdi gelip kendi yaptigin bu esekligi mesrulastirmaya kalkma... vakt-i zamaninda yenseydin su kiskanclik denilen ilkelligi bugun kiz arkadasin yaninda olurdu belki, mutlulugu da kendine guveni olan baskalarinda aramak zorunda kalmazdi"ayrica tedavisi en zor hastaliktir. cunku direk kisinin benligine yapismis kalmistir... once ozguven saglanmali, kendisiyle barismali insan... sonra bu da cozulur.(bkz: entry araklamak)

(bkz: zehir)

asiri dozda olmadikca guvensizlikle falan alakasi yoktur. basbayagi sevgiyle alakalidir. paylasamamaktir. kurtulmanin elde olmadigi bir seydir. seven bal gibi de kiskanir. ama bunu belli eder ya da etmez. o ayri..

bir de gereksiz olan turu vardir bunun. genelde eski sevgili icin hissedilir. hissedilirken gereksizligi gozardi edilir..

tek basina degildir. seviyesi kisinin baska ozelliklerinden de etkilenir. bazen bir pazar bulmacasi gibidir, bazen de bir bosluk doldurmaca oyunu gibidir. her zaman iyi niyetten kaynaklanir. kimse durupdururken kiskanclik yapmaz. kimse yok yere boyle bir huzursuzluk yasamak istemez. susamak gibi, acikmak gibi oldugu zannedilen, kisinin icinden yukselen bir duygudur kiskanclik.bina sivasi gibidir. boyama ve kapatma islevleri vardir.


  Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla


Seçenekler

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:26 .


Powered by: vBulletin Version 3.6.8 (Türkçe)
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
LinkBacks Enabled by vBSEO 3.1.0
Türkçeye: Girburaya.Net tarafından çevrilmiştir.
GirBuraya.Net

oyun komedi sohbet siteleri
mirc mırc çet cet sohbet chat canlı tv mırc mirc


7, 427, 6, 5, 106, 107, 9, 10, 11, 12, 14, 15, 16, 17, 202, 18, 19, 20, 21, 22, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 397, 34, 35, 36, 341, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 198, 50, 51, 52, 53, 54, 123, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 112, 85, 86, 87, 446, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 108, 109, 110, 113, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 122, 121, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 249, 184, 187, 248, 188, 189, 247, 190, 191, 429, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 199, 200, 201, 203, 204, 205, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 221, 222, 223, 224, 225, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 234, 235, 237, 238, 346, 240, 242, 243, 246, 250, 251, 252, 253, 254, 255, 257, 258, 259, 260, 261, 262, 263, 264, 265, 266, 267, 268, 269, 270, 271, 272, 273, 274, 275, 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283, 284, 285, 286, 287, 288, 289, 290, 291, 292, 293, 294, 295, 297, 298, 299, 300, 301, 302, 303, 307, 308, 321, 315, 314, 317, 322, 338, 318, 323, 324, 325, 326, 327, 328, 330, 331, 336, 332, 333, 334, 337, 335, 339, 340, 342, 343, 344, 345, 363, 348, 347, 349, 350, 351, 352, 353, 354, 355, 356, 357, 358, 359, 360, 373, 382, 374, 369, 370, 375, 376, 377, 380, 385, 384, 386, 394, 388, 389, 390, 391, 392, 393, 396, 409, 398, 399, 400, 401, 403, 404, 405, 406, 410, 411, 412, 413, 414, 415, 417, 416, 418, 419, 420, 421, 423, 425, 426, 434, 428, 430, 432, 431, 435, 433, 436, 437, 438, 439, 440, 441, 442, 443, 444, 445, 447, 449, 448, 450, 451,